Su Ürünleri Hakkında
Türkiye'de Su Ürünleri
Genel
Türkiye, 8333 km deniz kıyısı ve su ürünleri üretim alanı olarak kullanılabilecek 178.000 km uzunluğunda akarsu, yüzey alanları 200 bin hektarın üzerinde olan yaklaşık 200 adet doğal göl ve 3442 km2 genişliğinde baraj gölüne sahiptir. Fakat Türkiye, çeşitli nedenlerle bu potansiyelini yeterince değerlendirememektedir. Denizlerimiz ve iç sularımız, soğuk ve sıcak su balığı uygun ekolojik özelliklere sahip olması ve taşıdığı çok çeşitli balık türleri bakımından zengin kaynaklardır. Yaklaşık olarak Karadeniz’de 240, Marmara Denizi’nde 200, Ege Denizi’nde 300 ve Akdeniz’de 500 balık türü bulunmaktadır. Ancak ekonomik değeri bulunan deniz ürünü türü sayısı 100 civarındadır.
Kültür Balıkçılığı
Türkiye’de 1970’li yıllarda başlayan kültür balıkçılığı son yıllarda hızla gelişmiş, 2004 yılı değerlerine göre iç sularda 1301, denizlerde ise 358 adet olmak üzere toplam 1659 işletme bulunmaktadır balık çiftliği sayısı 1.646’a, toplam üretimdeki payı da %14’de ulaşmıştır. 2003 yılı verilerine göre yetiştiricilikle su ürünleri üretimi iç sularda 40.217 ton, denizlerde ise 39.726 ton olarak (toplam 79.943 ton) gerçekleşmiştir. Bu değerin milli ekonomiye katkısı yaklaşık 350 milyon dolardır. Ancak denizde kültür balıkçılığı amacıyla kullanılan alanların aynı zamanda turizm sektörüne de uygun olması ve 1380 sayılı Türk Balıkçılık ve Kültür balıkçılığı Kanunu’nun su ürünleri yasasının ihtiyacı karşılamaması nedeniyle bu alanda büyük bir sıkıntı yaşanmaktadır. Deniz yetiştiriciliğin de üretimi arttırmadaki başlıca sıkıntı yetersiz sayıdaki yavrudur. 2000 yılında doğal stoklara zarar veren doğadan yavru toplama yöntemi yasaklanmıştır. Çiftliklerin Yavru ihtiyacını karşılamak üzere toplam kapasitesi 154 milyon adet/yıl olan 2’si Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na, 19’u özel sektöre ait olmak üzere, toplam 21 adet çipura ve levrek kuluçkahanesi kurulmuştur. 2003 yılı verilerine göre yetiştiriciliğin toplam su ürünleri üretimi içerisindeki payı %14 düzeyindedir.
Ülkemizde, İç sularda ağırlıklı olarak gökkuşağı alabalığı ve aynalı sazan, denizlerde ise çipura ve levrek yetiştiriciliği yapılmaktadır. Ülkemizde 2000 yılında yetiştirilen su ürünleri miktarı değişik kaynaklarda farklı verilmekle birlikte, İç sulardan avcılıkla elde edilen miktarı geçerek 82.031 tona ulaşmıştır. İç sularda en fazla yetiştirilen balık türleri alabalık ve sazan olup toplam üretimi 46.385 ton olduğu, denizde yetiştirilen en önemli kültür balıkları arasında gökkuşağı alabalığı, çipura, karides, levrek, midye ve somon bulunduğu bildirilmiştir. Türkiye'de kalkan balığı stoklarının tükenme noktasına gelmesi üzerine Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile ortaklaşa yürütülen bir proje başlatılmıştır. Bu projeden olumlu sonuçlar alınmış ve Karadeniz’de kalkan balığı stokunu korumak için yaklaşık 7 bin kalkan balığı yavrusu Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü'nce Karadeniz'e bırakılmış son dönemde ticari hale getirme çalışmaları sürmektedir.
Türkiye’nin su ürünleri ihracatı 2003 yılında bir önceki yıla göre %25 artarak 154 milyon dolar olmuş, ithalatı ise %74 artışla 33,4 milyon dolardır. Türkiye işlenmemiş balık ithal ederken işlenmiş balık, yumuşakçalar ve kabuklular ihraç etmektedir. İhracatımızın %70-80’i AB ülkelerine yapılmakta ikinci sırada ise Japonya gelmektedir. Avrupa’da balık avcılığı “İzin Verilen Toplam Avlanabilir Balık Miktarı”na göre yapılmaktadır. 2000 yılında avlanan balık miktarı önceki yıla göre %4 oranında azalmıştır. Bu düşüşün devam etmesi beklenmektedir. AB ülkelerinin sayısının artması ve avcılığın azalması dolayısıyla ülkemizin işlenmiş ürünleri ihracat potansiyeli de artmaktadır. Yine Uzakdoğu ülkelerinden olan Çin’e ihracatımız bir önceki yıla göre dört kat artmıştır. Çin, Türkiye için önemli bir Pazar olabilir. Ancak işlenmemiş balık ihtiyacımızı karşılamak için bazı önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu açığın yetiştiricilik yoluyla sağlanması mümkün görülmektedir. Atatürk Barajı başta olmak üzere Güney Doğu Anadolu bölgesinin su hacmi Marmara denizinin üçte biri kadardır (220.000 ha), ancak üretim son derece az, yetiştiricilik de yok denecek seviyededir. Bu alanın yalnızca bir kısmı kültür balıkçılığı için kullanılabilecek olsa bile bu potansiyelin üretime kazandırılması hem balık üretimine önemli bir katkı yapacak hem bölgenin istihdam ve protein ihtiyacını önemli ölçüde karşılayacak hem de, ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacaktır.





